Günün bir çok anında, içecek ve yiyeceklerden tutun da arap sabunu, deodorant gibi sıklıkla kullandığımız temizlik ve hijyen malzemelerine, farklı amaçlara yönelik olarak kullandığımız, kompost, fermente gıdalar ve su tüketimiyle ilgili yazılarda, satır aralarında konusu geçen, temel bilgileri tazelerken lise öğrenciliği anılarımı da hatırlamama neden olan asit, baz ve tuzdan bahsetmek istiyorum.
Asit, Baz ve Tuz
Elma, sirke, limon, üzüm ve zeytinyağı gibi besinin kendisi ya da belirli bir işlem sonucunda hazırlanan ürünler, evlerimizde bir çok farklı amaç için kullandığımız sabun, deterjan, deodorant gibi temizlik, hijyen malzemeleri ve daha birçok ürünün içeriğine baktığımızda, neredeyse hepsinin asidik ve/ya bazik yapıda olduğunu görürüz. Peki, asit, baz ve tuz bu anlamda bizim için ne ifade ediyor? Neden sirke hazırlıyoruz? Neden bazı ürünleri ekşi ve bazılarını acı olarak ifade ediyoruz? Bu maddeler hayatımızda ne kadar yer kaplıyor?
Öncelikle, asit, baz ve tuz nedir buna bakalım.

Asit ve Baz Nedir?
Farklı kişiler tarafından farklı zamanlarda asit ve bazlara dair dile getirilen bir çok tanım bulunmakta. Ancak, bilinen ilk tanımın 1884 yılında İsveçli bilim insanı Svante Arrhenius tarafından yapıldığı kabul edilmekte. Arrhenius’a göre; asit, hidrojen içeren ve suda iyonlaştığında hidrojen (H+) iyonu verirken, bazlar hidroksit iyonu (OH–) vermektedir. Bu tanımın ardından Johannes Nicolaus Brønsted ve Thomas Martin Lowry tarafından yapılan tanımda (Brønsted–Lowry Asit–Baz Kuramı), proton verebilen maddeler asit, proton alabilen maddeler baz olarak ifade edilmektedir ve asit veya baz bir iyon olabileceği gibi bir molekül de olabilmektedir.

Asidik ve bazik olarak ifade edilen asitli, bazlı maddelere çoğunlukla endüstri sanayiinde, bazı kimyasal reaksiyonlarda rastlansa da günlük kullanım içerisinde bir çok ürün ve besinde de karşımıza çıkmakta. Örneğin, neredeyse günün her saatinde, sıklıkla tükettiğimiz kahve ve su asiditesine göre değerlendirilmekte. Bunun yanı sıra, tükürük nötre çok yakındır, ancak pH’ı asit tarafa kaydığında, kalsiyum bakımından doymuşluğu azalır ve dişler tükürüğe doğru kalsiyum kaybederler. Ayrıca, bir diğer örnek ter sıvısı olabilir. Ter sıvısı, vücuttan salgılandığı anda asidik karakterdedir ve kokusuzdur. Bu asidik madde zaman, sıcaklık ve mikroorganizmalar nedeniyle bazik karakterde olan amonyaka dönüşür ve koku ortaya çıkar.
Potential of Hydrogen (pH) Nedir?
pH (potential of hydrogen), bir çözeltinin asitlik veya bazlık derecesini tarif eden ölçü birimini temsil eder ve 0 ile 14 arası bir rakamla belirtilir. pH teriminde “p”, eksi logaritmanın matematiksel sembolünden, “H” ise hidrojenin kimyasal formülünden türetilmiştir.

Bir Maddenin Asit ya da Baz Olduğunu Nasıl Anlarız?
Asitlerin ve bazların ayrı ayrı karakteristik özellikleri bulunmakta. Tükettiğimiz besinler üzerine konuşurken kullandığımız ekşi ve acı tanımlamaları asit ve baz ayrımına karşılık gelmekte. Tükettiğimiz besinin tadı ekşiyse asit, acıysa baz olarak nitelendirilmektedir. Tadımın dışında, eğer maddelerin sulu çözeltileri incelenirse iyonların durumuna göre de asit ve baz ayrımları yapılabilir. Eğer çözeltide H+ iyonu görülüyorsa madde asittir, OH– iyonu görülüyorsa bazdır. Diğer yandan, bir dönemin reklam kuşağında sıklıkla yer eden diş macunu, sirke ve yumurta kabuğu testi de asit için örnek gösterilebilir. Son olarak, yine sabun reklamlarında karşımıza çıkan turnusol kağıdı da test için kullanılabilecek yöntemlerden biridir. Turnusol kağıdı bir maddeye temas ettiğinde kırmızı renk veriyorsa madde asittir, eğer maviye dönüyorsa madde bir bazdır. Bazlarla ilgili olarak bir de alkali tanımını yapmak uygun olacaktır.
Alkali Nedir?
Alkaliler, suda çözünen bazlardır. Özellikle alkali beslenme üzerine basın tarafından sıklıkla yinelenen alkali ifadesi pH değeri 7 üzerinde olan, turnusol kağıdını kırmızıdan mora çeviren baz maddeleri nitelendirmektedir. Asid ve alkali çözeltiler karıştığında, alkalideki hidroksit (OH–) iyonları asitteki hidrojen (H+) iyonlarıyla tepkimeye girer ve suyu (H2O) meydana getirir, ayrıca tuz tepkimenin diğer bir ürünüdür. Gün içerisinde tükettiğimiz besinler bedenimizin gereksinimlerini karşılarken bu dönüşüm içerisinde oksidasyon/yükseltgenme meydana gelir.
Alkali beslenmek, alkali su ve benzeri, diyet ve beslenme içerikli kaynakları incelerken unutmamak gerekirki, asit ve baz değerleri yükseldikçe zararlı sonuçlar ortaya çıkacaktır. Örneğin, doymuş alkali çözeltileri cilt yüzeyini aşındıracakladır. Bu nedenle, dengeli beslenmeye dikkat etmeli, yüksek pH değerindeki asit ve bazlar konusunda bilinçli olmamız gerekmektedir.
Doymuş Çözelti Nedir?
Sabit basınç ve sıcaklıkta çözebileceği en fazla maddeyi çözmüş çözeltiyi ifade eder.
Oksidasyon (Yükseltgenme) Nedir?
Elektronların bir atom ya da molekülden ayrılmasını sağlayan kimyasal tepkime.
Oksidasyon sonucu asidik atıkların büyük bir kısmı vücudumuz tarafından terleme ve idrarla atılsa da kalan kısım vücudumuzda ürik asit, böbrek taşları (örneğin görülme sıklığına bağlı olarak, pH > 5.5 – Kalsiyum oksalat başta olmak üzere), üre, sülfat ve fosfat birikmesine neden olur. Bunun sonucu olarak da sağlık sorunları meydana gelmektedir. Örneğin, kalsiyum oksalat ve ürik asit gibi maddeler idrar içerisinde normalde beklenenden daha yüksek yoğunluğa ulaştıklarında böbrek taşı oluşur.
